Skip to main content

Bankacı olalım derken taksici olduk

taksimAh bu iş bulma telaşı yok mu. İnsana neler yaptırmıyor ki. Kılıktan kılığa sokup her başvurduğun iş için araştırma yaptırır. İşe giremesende her sektör ile ilgili bilgi sahibi edindirir. Birde mülakatları var tabi. Acaba ne sorarlar, şöyle mi cevap versem böyle mi cevap versem. Acaba normal mülakat mı olur yoksa video mülakat mı. Bazende grup mülakat yapıyorlarmış. Bakarsın sadece insan kaynakları personeliyle yüz yüze görüşürüm, başka da uğraştırmazlar. Continue reading “Bankacı olalım derken taksici olduk” »

Devamını Oku

Dünya’nın en güzel hobisi bende

Herkes Cv’sinde hobiler alanına kitap okumak yazar ama bunu yazanların yüzde kaçı bunu benim kadar benimser. Her fırsatta söylüyorum kitaplarımla aramda özel bir bağımın olduğunu. Onları hediye etmeye kıyamadığımı geçici olarak birisine vermeye elimin gitmediğini.

Uzun süredir kitaplık sıkıntısı yaşıyorum. Yaklaşık 6-7 senedir kendi evimde düzenli olarak ikamet etmediğimden dolayı bir kitaplık edinme fırsatım olmadı. Bu güzden kitaplarımı evin çeşitli yerlerinde muhafaza ediyordum. Bu da dağınıklığa sebep olsa da başka çarem de yok gibiydi.

Bugün farkında olmadan kitaplarımı bir araya getirip onlara bir yer bulma işinde buldum kendimi. Evin altını üstüne getirdim. Nereye kaç tane kitap koyduysam topladım hepsini. Daha sonra da onlar  için bir yer aramaya koyuldum. Sonunda da müsait bir dolap gözü buldum. (Dolabın gözünü müsait kıldım demek daha doğru ya neyse.) Ayırdım kitaplarımı tek tek. Okuduklarım okumadıklarım her birini bir kenara ayırdım. Sonra  istifledim kitaplarımı boy boy.  Ortaya aşağıdaki en üstteki görüntü çıktı ve birde mutluluk. Dünyanın en güzel hobisi olmasaydı böyle mutlu edebilirmiydi ki beni?

Devamını Oku

Tokalaşmazsan ölürsün!

Geçenlerde internette gezinirken tokalaşmanın tarihçesi ile ilgili kısa bir metin buldum ve metin içeriği itibariyle ilgimi çekti. Metne göre tokalaşma silahsızım anlamına geliyormuş. İşte tokalaşmanın kısa tarihçesi.

Çok eski çağlarda tüm erkekler bir silah taşıyor ve çoğunlukla da sağ eli ile kullanıyordu. Bir erkek diğeri de dost olduğunu göstermek için, boş sağ elini uzatıyor, diğeri de aynı şeyi yapıyordu. Ama her iki tarafta kendini emniyete almak, diğerinin aniden silah çekmesini önlemek için, birbirlerinden emin olana dek birbirlerinin elini hafifçe sıkarak duruyorlardı.

Görüldüğü gibi günümüzde dostluğun ifadesi olan tokalaşma çağlar öncesinden insanların kendilerini emniyete alma ihtiyacından dolayı ortaya çıkmış ve yaygınlaşmıştır. Artık tokalaşırken neden yaptığınızı biliyorsunuz. Tokalaşmayan insanın size silah çekebileceğini de 🙂

Devamını Oku

Askerliğide yedik gari

Off 9 ay mı olmuş yazmayalı. Epey paslanmışım be. Şu bariz konuyu bile 2 gün düşündüm acaba yazsam mı, yazabilir miyim, yada başlasam cümlelerim ne olur diye. Aslında konu çok basitti ama paslanmışım işte. Elim gitmedi klavyeye. Yazamazsam dedim eskisi gibi. Sanki eskiden dünya klasiği yazıyormuşum gibi.

Tamı tamına 9 ay olmuş son yazdığım yazıdan bu yana. Askerlik 6 ay. Onun öncesinde de nefes almadan çalıştığım 3 aylık bir dönem var. Zaten son konumda yeni işim ile ilgili olmuş. Sonrasında Kerim hayattan kopar.

6 aylık askerlik süreci. Sivil hayat ile iç içe olmama rağmen sivil düşünceden uzaklaşmış bir beyin ile tekrardan döndüm aranıza. Fiilen sivil olsam da zihnen sivil olamadım hala. Bir kaç hafta da olamayacak gibiyim. Olsun buna da şükür. En azından hayatımın devamı için büyük bir engeli ortadan kaldırmış oldum.

Velhasıl ne yazacağımı bile bilmeden yazdığım bu yazıyı uzatmak istemiyorum. Umuyorum ki yeniden hoşgeldim buralara. Umuyorum ki kabul edersiniz beni yeniden aranıza

Devamını Oku

Yeni işim hayırlı olsun

Uzun süredir iş aradıktan sonra geçtiğimiz cuma günü bir işe başlamış buluyorum. Artık bende bir satış danışmanıyım.

Yaklaşık bir haftadır yeni yazı giremememin bahanesini işe başlamak olarak belirledim arkadaşlar.  Yaklaşık 6 aydır aralıksız iş arıyordum (Son 3 ayında özellikle satış – pazarlama  üzerine aradım) Sonunda da kimlik mağazalarında (kimlik.com.tr) satış danışmanı olarak işe başladım. Pazarlama üzerine yazılar yazmak isteyen ve bunun için blog açan birisi olarak labaratuarımı buldum kısacası.

Hani daha önce yüksek lisansa bilinçsizce yaptığım davranışlarım yüzünden tesadüfen başladığımı söylemiştim ya buraya başlamam da biraz şans eseri oldu. Bayram sıralarında kardeşim ile alışveriş maksatlı dolanıyorduk. Kimlik’in Ankara’daki tek outlet’ide bizim orada Sincan’da. Bu alışveriş gezisi sırasında kardeşim görmüş ilanı ve onun sayesinde de iş başvuru formunu  doldurmuş bulundum. Yana yakıla iş aradığım zamanlardaki başvrularımdan bir tane bile dönüş yokken bu başvurum olumlu sonuçlanıverdi. Hatta doru düzgün iş görüşmesi bile yapmadık. Onlar çağırdı ben gittim: Onlar anlattı ben he dedim ve hemen ertesi günde (cuma günü) işe başladım. Uzun süredir çalışmadığımdan ilk 3 günüm oldukça yorucuydu. Tabi gömlek kravat ikilisinini rahatszılığı ve ayaklarımı sıkan kunduralar dabu yorgunluğu katlıyordu. Bugün 5. günümü doldurmuş bulunuyorum ve ilk 3 güne göre dün ve bugün hiç yorulmadım. Hatta sabahki yorgunluğum akşamkinden daha çok oluyor. Vücut alıştığından çalışma esnasında bile dinlenmiş gibi hissediyorum kendimi 🙂

Velhasıl bir haber edeyim dedim işte yeni durumları. Yarın falan kısmet olursa markam.in’de de bu satış şeysiyle ilgili bir şeyler karalamak istiyorum. Malum labaratuar dedik. O yüzden topladığım ilk verileri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Yazının başıbozukluğu için kusuruma bakmayın. Bünyem hala dört dörtlük değil. O yüzden aklım ile parmaklarım senkronize değil.

Not : 5 günde 3 kilo falan vermişim. Tempo epey yüksek yani. İnşallah bu hızla kilo vermeye devam ederim de 1 ay sonra falan manken gibi olurum. Erkek olanlarından tabi 🙂

Devamını Oku

Müziğim ve Ben #Mim

Kadın bloglarının sanıyorum ki en beğendiğim yönü erkek bloglarından daha farklı içeriklere odaklanıyor olmaları. Kişisellik kavramı erkek blogu ile kadın blogları arasında büyük oranda farklı algılanıyor ve yaşanıyor. İki Kızın Kitaplığı isimli bir blogda gördüğüm bu mimi yüzsüzlük yapıp kendi bloguma getirdim. Hani umudum olsa bu mimin dolana dolana buraya kadar geleceğine böyle bir işe girişmem ama hiç umudum olmadığından konuyu kulağından tuttuğum gibi getirdim buraya.

müziğim ve ben

1- Müzik denildiğinde aklınıza ilk gelen kelime nedir?

Müzik denilince aklıma gelen zaman ve mekana göre hayal etmek ya da Arctic Monkeys olur. Hayal etmek klasik bir cevap kabul edersiniz. Ama Arctic Monkeys ne la diyenler için ise cevabım 3. seçenekte olacak

2- Hiç müzikten bıktığınız oldu mu? Veya dinlemeye ara verdiğiniz?

Müzikten bıkmak değil de şarkılarımdan bıktığım çok oldu. Ben öyle ne denk gelirse dinelemek yerine hoşuma giden parçaları liste yapar ve uzun süre aynı listeyi dinlerim. Sadece hoşuma giden parça olursa listeme eklerim. Listemin yeterince iyi olmadığı zamanlarda müzik dinlemeyi bırakırım. Ta ki yeniden bir liste oluşturacak kadar şarkı bulasıya ya da şarkı dinlemeyi özleyesiye kadar

3- Hayatınız boyunca hayranı olduğunuz bir ses sanatçısı oldu mu? Posterlerinizi odanıza astığınız, fan dediğimiz türden yani?

Arctic Monkeys. İngiliz bir müzik grubu olur kendileri. Sanıyorum ki en uzun soluklu dinlediğim grupta bunlar. Hafif rock gibi bir tarzları var sanırsam ve özellikle şarkılarının sözleri çok hoşuma gidiyor. Başlangıçta az bir ergen kılıklılardı. Böyle sahnede seyirciye g*tünü dönmeler falan. Abidik gubidik saç tipleri ve giyimleri ile evladım olsa sevilmez modundaydılar. Halende pek Türkiye sokaklarında yürüyecek gibi değiller ama artık kendileri bir tarz olduğundan yadırgamıyoruz.

Sorunun poster ile ilgili kısmına gelince söylemeliyim ki Galatasaray’dan başka kimsenin posterini asmam ben odamın duvarına. Onu da en son ne zaman yaptım hatırlamıyorum.

4- Kitap okurken müzik dinler misiniz?

Kitap okurken müzik dinlediğim çok nadirdir. Dinlersem de sadece Farid Farjad dinlerim. Benim huyumdur yanımda bir ses varsa onu dinlerim. Farid Farjad parçalarında söz olmadığından dinlemek hiç bir sıkıntı olmuyor. Hatta o muhteşem kemanı dinlemeyi teşvik bile ediyor çalmaya başladığın andan itibaren

5- Çok klasik ama yine de sormak istiyorum. Sizin türünüz ne?

Yukarıda listemden bahsettim ya hani. İşte o listede her tarzdan parça var. kemanından Demet Akalın‘ına kadar.

6- Asla dinlemem dediğiniz bir tarz var mı?

Arabesk rap. 10-12 yıl önce ilk rap dinlediğim zamanlarda bile arabesk rapi dinlemezdim. Sagopa Kajmer‘i arabesk rap saymıyorum tabi. Ben ateşten gömlekli albümüne kadar dinledim. Sonrası biraz arabesk rapi andırdığı için anında kestim muhabbeti.

7- Size bir şarkıcı olsanız kim olmak isterdiniz desem?

Bunu bir şarkıcı olarak cevaplamasam? Benim olmak istediğim tek şarkıcı dizilerde şarkı söyleyen oyuncular. Diziyi izlerken o anki hissettiğin duyguları körükleyen parçalar giriyorlar ya. İşte o bitiriyor beni. Severek izlediğim her dizinin içinde çalan parçaları daha da çok sevdim.

8- İmkanınız olsa ülkemizde müzikle ilgili neyi veya neleri değiştirmek isterdiniz?

Elimde sihirli bir değnek olsa ve müzikle ilgili bir şeyleri değiştirmek istesem ilk olarak sırf adını duyurmak için bir tarafını açan ve açtığı yerleriyle popüler olmaya çalışanların gö*üne (gözüne) sokardım o değneği. Maksat sonradan gelenlerin gözü korksun. Hani tonla müzisyenim  diyen var ama aralarından cımbızla seçiyoruz iyileri.

9- “Bu şarkı benim!” dediğiniz bir şarkı var mı? 

Her şarkı zamanına göre güzel. Yaşadğığım duyguya göre şarkım değişebilir 🙂

10- TV’lerde bol bol yayınlanan Talk Show programları hakkında ne düşünüyorsunuz? Özellikle sunucusunun ses sanatçısı olduğu programlardan bahsediyorum.

Talk show derken? Ben bir tek Beyaz Şov’u biliyorum. Gerisi hakkında bir fikri yok. Malum televizyon uzun süredir mamak çöplüğü gibi.

11- Kim şarkı söylemesin sorusuna vereceğiniz ilk isim kimdir?

Kimseyi şey ettirmek istemem şimdi. şarkı söylemesini istemediğim adamı dinlemiyorum zaten. Hani müziğin bir Burak Yılmaz’ı yok benim için. Atsa da sevmiyorum atmasa da 🙂

Bendeniz bu mim Mehmet, İsmail, Çağrı ve Mustafa‘ya gönderiyorum. Az kişi mimledim ki sonra mimleyecek adam aramayın. Yine  sizi düşünüyorum görüyorsunuz 🙂

Devamını Oku