Skip to main content

X-Men – Geçmiş Günler Gelecek (2014)

Geleceğe dönüş filmindeki gibi yumurtadan tavuk çıkaran kıvamda bir isim vermişler filme baştan belirtmek istedim. Hani Doctor Who‘nun izlediğim son bölümünde (8.sezon 5. Bölüm sanırım) Doctor‘un kendi geleceğinden geçmişine gönderdiği not ile kendine galaksinin en büyük bankasını soymasında olduğu gibi ve zamanın sürekli akmasına rağmen her tekrarda aynı sonuca ulaşılabileceği ve ileride tekrar değişmeyeceği izlenimi verilmesini düşünürken X-Men‘in son filminde de benzer bir senaryo işlenip olayı daha düzgün bağlanması bir nebze de olsa daha mantıklıydı. Sonuçta geçmişe yaptığın her müdahale ile geleceği değiştireceğinden gelecekten gelen notun aslında hiç gelmemiş olması olayını bu filmde rüyadan uyandığın anda rüyan gerçekliğe dönüşür ve sen haricinde kimse bu anlar hatırlamaz olarak bağlamalarını beğendim doğrusu. Her ne kadar cevap tam olarak tatmin etmese de.

Normalde X-Men serisini son 15 gün içinde baştan sona izledim. (Daha önce sadece Volverin‘i izlemiştim.) O yüzden yazıya başlamadan önce içeriği her filmi kapsayacak şekilde düzenlemeyi düşündüm. Ama izlediğim filmlerin içeriğini pek hatırlamadığım ve bu filmin ismine takıldığım için sadece Geçmiş Günler Gelecek‘i anlatmaya karar verdim.

x-men-gecmis-gunler-gelecek

Serinin son filminde sentineller adı verilen ve insan mutant farketmeksizin öldüren ve insanlığın sonunu getirmeye çok yaklaşan bir grup ile geçmişe giderek yapılan savaş anlatılıyor. Sentineller silah tüccarı bir bilim adamı olan Dr. Bolivar Trask tarafından (Peter Dinklage : Bildiğimiz haliyle Game of Thrones’un Tyrion Lanister’ı ) sadece mutantlara karşı savaşmak amacıyla Mystique‘in dna’sından üretilmiş robotlardır. Ancak Mystique‘in dönüşüm ve uyum sağlayabilme yeteneği yüzünden sentineller süreç içerisinde ileride mutant çocuğu olabilecek insanlara da saldırmaya başlıyorlar. Bu saldırılar da 50 yıllık bir savaşın başlangıcı oluyor.

Günümüze döndüğümüzde insanoğlu ve mutantların sentinellere karşı verdiği savaşı kaybetmek üzeredir. Mutantların arasından kişinin ruhunu geçmişe gönderebilen bir hatun kişi fiziksel açıdan ve iyileşme yeteneğinin üst düzey olmasından dolayı adamımız Logan‘ı (Volverin) geçmişe gönderir. 1973 yılına dönen Logan burada Xavier ve Magneto‘yu bulup gelecekten geldiğine ikna etmeye çalışır ve Mystique‘in Dr. Bolivar Trask‘ı öldürüp (Bizim cüce Lanister olur kendileri) savaşın başlamasına neden olan olayı engellemeye böylece zamanın akşını değiştirerek savaşı başlamadan bitirmeyi amaçlamaktadırlar.

Filmi anlatarak biraz spoiler vermişim gibi oldu o yüzden burada filmi anlatmayı kesiyorum Mystique karakterini Jennifer Lawrance canlandırıyormuş. İlk filmden bu yana canlandırdığı karaktere hastaydım ama hiç bakmamıştım kim canlandırıyor diye. Artık öğrendiğime göre Jennifer hakkında biraz araştırma yapabilirim. Bakarsınız iCloud‘undan birkaç resme rastlarım 🙂

İmdb’den 8.3 puan alan filmin yönetmeni Bryan Singer. Oyuncu kadrosunda ise Hugh Jackman (Logan), James McAvoy (Genç Charles Xavier), Michael Fassbender (Erik Lehnsherr / Genç Magneto), Jennifer Lawrence (Raven / Mystique), Patrick Stewart (İhtiyar Charles Xavier / Professor X), Ian McKellen (İhtiyar Erik Lehnsherr / İhtiyar Magneto), Halle Berry (Ororo Munroe / Storm) ve Ellen Page (Kitty Pryde / Shadowcat) var.

Sonuç olarak tavsiye ediyor muyum? Tabiki. Yoksa bu yazının burada ne işi var.

Devamını Oku

Godzilla (2014)

Godzilla (2014)

Çocukluk zamanımızın dev kertenkelesini özlediniz mi? Hani sudan çıkıpta şehri yerle bir eden yaratıkları yenişini? Peki ya onun çığlıklarını? Şu anda neredeyse izlediğim hiç bir bölümünü hatırlamasam da Godzilla‘dan bahsediyorum. Bölümleri hatırlamıyorum  ama nasıl keyifle izlediğimi hatırladığımı söylemeliyim.

Kahraman kertenkelemiz filmde dünyanın dengesini oluşumundan beri koruyan bir yaratık olarak aktarılmış. Godzilla filmde doğanın dengesinde köklü değişiklikler yapabilecek kadar güçteki oluşum ve canlıları doğanın dengesini sağlamak amacıyla yok ediyor.  Bu doğrultuda da muhtemelen çizgi dizisinden görmüş olduğum iki tane yaratık ile savaşıyor filmde. Çizgi filmin bölümlerini hatırlamadığımı söyledim yukarıda ancak filmdeki 2 kötü yaratık oldukça tanıdık geldi bana. Tahminime göre çizgi filmde gördüklerim bilinç altımda yer etti ve yaratıkların filmde tanıdık gelmelerine neden oldu 🙂

1999 yılında Filipinler’de yapılan madencilik çalışmaları sırasında tarhi öncesi zamana ait yumurtalar keşfedilir. Keşifler sırasında bir yaratığın madenden çıkıp denize kadar gittiğine dair izler farkedilir ve bundan kısa süre sonra Japonya’da nükleer bir felaket medyana gelir. Radyasyonu besin olarak kullanan bu tarih öncesi yaratıklar bu felaketten sonra felaketin yaşandığı bölgede hapsedilir. Bu süreçte yaratığın radyasyon ile beslenmesine izin verilerek çevrenin zarar görmesi engellenmek istenir. Ancak çiftleşme zamanı geldiğinde yaratık aniden uyanır ve bölgeden kaçıp dünyanın çeşitli şehirlerinide yakıp yıkarak yine madenlerden çıkan dişisiyle çiftleşmek için yollara düşer. Tabi bu iki uçkur sevdalısını durduracak olan kahramanımız Godzilla’dır.

Bilim kurgu, aksiyon, macera türündeki filmin yönetmen koltuğundaki isim Gareth Edwards. Godzilla‘y saymazsak başrolleri  Aaron Taylor-Johnson, Bryan Cranston, Ken Watanabe ve Elizabeth Olsen paylaşıyor.

Devamını Oku

Need For Speed – Hız Tutkusu (2014)

need-for-speed-hiz-tutkusu-2014.png

Karakterimiz Tobey hem fazlasıyla hızlı hemde fazlasıyla öfkeli ama filmin o meşhur hızlı ve öfkeli serisiyle bir ilgisi yok baştan söyleyeyim 🙂 Her yarış filminde olduğu gibi aksiyon bolca var. İşin içinde kişiler arası rekabet var, hırs var, intikam var. Film emsallerine bakarak hem onların aynısı hemde işleniş açısından daha farklısı. EA Games’in Need For Speed isimli efsane oyunundan uyarlama olduğu düşünürsekte oldukça gerçekçi bir film denilebilir. Malum efsane oyun insanın düşünce sınırlarını biraz zorluyor 🙂

Tobey Mashall ( Aaron Paul ) babasının ölünden sonra kendisine kalan tamirhaneyi 4 arkadaşıyla birlikte işletmekte ve zaman zaman yasa dışı yarışlara katılarak gününü geçirmektedir. Zamanla işlerinin kötüye gitmesi ile borç batağına giren Tobey aynı kasabada birlikte büyüdüğü ve en büyük rakibi olan  Dino Brewster‘dan (Dominic Cooper ) gelen iş teklifini zoraki olarak kabul eder. Amacı işten kazanacağı para ile borçlarını ödemektir. Tobey işin sonunda rakibi ve düşmanı olan Dino ile kapışır. Kapışma sonunda yaptıkları yarışta Dino, Tobey‘in arkadaşının ölümüne sebebiyet verir ve ortalıktan kaybolarak suçu Tobey‘in üstüne yıkar. 2 yıl kaldığı cezaevinden intikam hırsıyla çıkan Tobey, önüne en büyük hedef olarak Dino‘yu yenip hapse göndermeyi koyar. 

Yönetmenliğini Scott Waugh‘un yaptığı filmin oyuncuları Breaking Bad dizisinden tanıdığımız Aaron Paul (Tobey Mashall), Dominic Cooper (Dino Brewster), İmogen Poots (Julia Maddon), Roman Rodriguez (Joe Peck), Michael Keaton (Monarch), Rami Malek (Finn), Scott Mescudi (Benny), Dakota Johnson (Anita).

Devamını Oku

Real Steel – Çelik Yumruk

zeus_in_real_steel-wideSon birkaç gündür soğuk algınlığı yüzünden okula gitmiyor yurtta pinekliyordum. İnsanında canı sıkılıyor durum böyle olunca. Sabah takip ettiğim blogları ziyaret ederken İsmail’in Real Steel isimli yazısında film ile ilgili yorumlarını gördüm ve can sıkıntımı gidersin diye izlemeye karar verdim. Tabi İsmail’in filme 10/10 puan vermesi de etkili oldu filmi izlememde. Daha önceden önerdiği filmlerden The Condemned hariç hepsini beğenmiştim ve kendisinin önerilerine güveniyorum.

Filmi izlemeden önce hakkında yazmayı planlamıyordum. Sonuçta İsmail dün akşam yazıyı paylaşmış. Bende sabahından aynı yazıyı girersem kopya çekmiş olurum diye düşünüyordum. Ancak filmi izledikten sonra kararımı değiştirdim. Çünkü bu blogu İsmail’i takip edenler haricinde 1 kişi bile takip ediyorsa filmi onlara ulaştırmalıyım diye düşündüm. Yani film o kadar güzel.

Konusu hakkında farklı bir yazı yazmayı düşünmüyorum. İsmail zaten güzel bir özet çıkarmış ve kendisinden alıntı yapmak istiyorum konusunu

Başrollerinde Hugh Jackman ve Evangeline Lilly’nin oynadığı Real Steel filmi günümüzden 6 yıl sonrasının boks müsabakalarını anlatıyor. 2020 yılında insanlar artık iki insanın ringe çıkıp dövüşmesini izlemekten sıkıldıkları için bu işi robotlara bırakmışlar. Karakterimiz Charlie Kenton hem eksi bir boksör hem de robotlar yaparak yaptığı robotları müsabakalara sokuyor. Bu şekilde de geçimini sağlıyor. Fakat günün birinde eksi karısının ölümü üzerine çocuğunu zorunlu olarak yanına almasından itibaren her şey değişiyor. Şunu söylemeliyim ki içinde zerre babalık duygusu olmayan bu insanın gün geçtikçe çocuğu ile arasındaki bağın nasıl kuvvetlendiğini çok iyi görebiliyorsunuz. Film aksiyon ve bilim kurgu türünde ne kadar iyiyse bende dram türünde de o kadar iyi.

Ben normalde bilim kurgu yada aksiyon filmlerini çok iyi olmadığı sürece izleyen bir adam değilimdir. Ancak bu film o kadar hoşuma gitti ki izlerken ne burun akıntısı geldi aklıma nede sigara. Hatta bitirdikten sonra aldığım keyif o kadar üst düzeydeydi ki ardından girip Imdb’de 10 puan verip birde Jack ve Fasülye Sırığı olarak bildiğimiz hikayenin uyarlaması olan Dev Avcısı Jack filminide izledim.

Sözün özü vakit bulduğunuz ilk anda oturup bu filmi izleyin. Pişman olmayacağınızın garantisini veriyorum. Beğenmeyen olursa da gelsin yorumlardan sen bir daha film yorumu yazma birader desin.

Devamını Oku

Maskeli Süvari – The Lone Ranger

the_lone_ranger-maskeli-süvari

Tür: Aksiyon ,  Macera ,  Western

149 Dak.

Yönetmen: Gore Verbinski

Oyuncular: Johnny Depp ,  Armie Hammer ,  Tom Wilkinson ,  William Fichtner,  Helena Bonham Carter

Film Özeti 

Asıl adı John Reid olan Lone Ranger lakaplı bir kovboyun, Kızılderili ruhani yardımcısı Tonto ile haksızlıklara karşı verdiği mücadeleyi anlatan ünlü TV dizisinin sinema versiyonuyla beyaz perdeye aktarılıyor. Yapımcılığını Jerry Bruckheimer ve yönetmenliğini Gore Verbinski’nin yaptığı filmin baş rollerini ise Johnny Depp, Armie Hammer ve Tom Wilkinson paylaşıyor. (Bu paragraf sinemalar.com’dan alınmıştır.)

Öncelikle söylemeliyim ki filmi uzun süredir izlemek istiyordum. Geçen yıl sinemada gösterime girdiğinde 2-3 sefer niyetlendim ama gitmek kısmet olmadı. Başrolde Johnny Deep’in olması ve ilginç afişi ile ilk gördüğüm anda bir elektrik almıştım. Hatta gişede de epey hasılat bekliyordum bu filmden ancak Maskeli Süvari ile birlikte gösterime giren alacakaranlık ve yanlış hatırlamıyorsam 2 tane daha iddialı filmin arasında pek kendini gösteremedi.

Filmde Johhny Deep’in canlandırdığı Tonto karakteri tıpkı Jack Sparrow karakteri gibi hafif kırık ama tamamıyla farklı karakterler. Bu yüzden beklentilerinizi boşa çıkartacak düşüncelere kapılmayın derim. 🙂 Tonto (Johnny Deep) Komançi isimli bir kızılderili kabilesine mensup ve zamanında yaptığı bir hata yüzünden kabilesinden sürülmüş bir kızılderili. Yaptığı hata aslında pek hata olmasada başına büyük işler açıyor. Başına açtığı işler yüzünden de hafiften sıyırıyor balataları ama bu durum filme gayet güzel bir hava katmış. Tonto’nun yanında maskeli süvari rolüyle Jonh Reid (Armie Hammer ) yer alıyor.  John ise okulundan yeni mezun bir kanun adamı.  Hikayede Tonto ile birlikte güzel bir ikili oluşturuyorlar.

Filmin geri kalanıyla ilgili birşeylerde  yazmak istiyorum aslında ama başladıktan sonra bırakacağım yeri kestiremediğimden yazdıklarım az da olsa spoiler içeriyor. Bundan dolayı yazdığım  bir paragrafı sildiğimi belirtmeliyim. İşin özü filmi oldukça beğendim. Puan vermem gerekirse 8/10 puan ile oldukça iyi bir yere koyabilirim filmi. İzlemek isteyenlere ise şimdiden iyi seyirler.

Devamını Oku