Bir Bilim Adamının Romani (Mustafa İnan) – Oğuz Atay

mustafa-inan-bir-bilim-adamınin-romani

On altı günün ardından isimli yazımda fiyatı yüzünden almayı ertelediğimi söylediğim ve boş bir zamanıma denk getirerek yavaşça ve sindirerek okumayı düşündüğüm Oğuz Atay’a ait Bir Bilim Adamının Romanı isimli Mustafa İnan biyografisini bir arkadaşımın mülakatlarda işine yarar mutlaka zaman kaybetmeden oku çağrısı sebebiyle planladığımdan daha erken ve çok daha kısa bir süre içinde okumuş bulunuyorum arkadaşlar.

Arkadaşlarımdan ve diğer okurlardan duyduğum yorumlara göre oldukça güzel olduğu önceden bildiğim kitap itiraf etmeliyim ki hızlıca ve hatta belkide hakkını veremeden okumuş olmama rağmen beklentilerimin oldukça üstünde çıktı. Mustafa İnan’ın hayatını yazmak için uğraşan bir profesörün ağzından anlatılan hikaye şeklinde yazılan kitap bir çok klasikte yada bestseller kitapta bulamayacağınız kadar sürükleyici. İyi bir okuyucunun baştan sonra bir çırpıda okuyabileceğini düşünüyorum ki kitap okuma alışkanlığı çok eskilere dayanmayan ben bile kitabı Konya’ya olan tren yolculuklarım sırasında bitirdim.

Dede korkut kitabı için Fuat Köprülü’nün oldukça güzel bir söz vardır;”Bütün Türk edebiyatını terazinin bir gözüne, dede Korkutu öbür gözen koysanız, yine Dede Korkut ağır basar.” Bir Bilim Adamının Romanını bitirdiğimde aklıma gelen ilk söz buydu. Hemen uyarladım kendimce sözü; “Bütün kişisel gelişim kitaplarını terazinin bir gözüne, Bir Bilim Adamının Romanı’nı öbür göze koysanız Bir Bilim Adamının Romanı ağır basar.” Hem okuma alışkanlığım yeni sayılır deyip hemde böyle büyük bir söz yazdığım için kızmayın bana arkadaşlar. Belki eskilerden bir okuyucu değilim ama bu kitap bana göre bulabileceğiniz hiç bir kişisel gelişim kitabıyla kıyaslanamayacağı gibi yazılmış biyografiler içinde de oldukça iyi bir yerde. Bir kere kimseye boş vaatlerde bulunuyor yada boş umutlar verip insanın kendini kandırmasına neden olmuyor. Amacı kişisel gelişim olmasa da kitap dikkatli gözler için yada benim gibi kendine hayatta henüz bir yol belirleyemeyenler için oldukça faydalı. Kitabı okuduktan sonra cevabını veremediğim versemde yeterince dürüst yada net olamadığım bir çok sorumu yanıtlamış oldum. Ve belkide kitaptan etkilendiğim için yüksek lisans başvuru işini daha ciddiye alıp kendim için gerçek bir hedef olarak belirledim. Nihayetinde belki on yıldır yürekten istediğim ama meslek liselerinin katsayı zıkkımları sebebiyle zamanında yerleşemediğim mühendislik bölümünde yüksek lisans kazandım. Düzce Üniversitesi Elektrik-Elektronik ve Bilgisayar Mühendisliği. Bir öğretmenlik mezunu için hiçte fena değil :)

Velhasıl kelam arkadaşlar bu kitabı zaman kaybetmeden okumanızı öneriyorum. Ve inanıyorum ki kitabı bitirdikten sonra iyi ki okumuşum diyeceksiniz. Bu arada bu kitabı bitirdikten sonra Sebahattin Ali’ye ait Kürk Mantolu Madonna’yıda bitirdim. Onunla ilgili yazımıda 1-2 gün içinde yazmış olurum. Kendinize iyi bakın görüşmek dileğiyle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir